Mesajlar Etiketlendi ‘Aile ve sosyal Politikalar Bakanlığı’

Biz, aşağıda imzası bulunan uzman ve akademisyenler, çeşitli bilgisayar oyunlarının yasaklanması konusunda basına yansıyan gelişmelerden duyduğumuz kaygıyı ifade etmek isteriz.

Kamuoyuna “Minecraft Raporu” olarak yansıyan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca hazırlanan veyahut hazırlatılan bilgisayar oyunları hakkındaki raporların kamuoyuyla paylaşılması şeffaflık anlayışının gereğidir. Bu raporların bilimselliği ancak akademik bir temelde tartışmaya açılmasıyla ortaya konabilir.

Raporların hazırlanması ve uygulanması aşamasında alanın uzmanlarından oluşan, akademik, bilimsel, bağımsız, hesap verebilen sivil kurul ve yapıların oluşturulması en doğru yaklaşım olacaktır. Bilgisayar oyunlarının değerlendirilmesi ve yasaklanması sorunu sadece oyun endüstrisini ve devletin kurumlarını değil, oyun araştırmaları konusunda çalışmalar yapan akademisyenleri, uzmanları, bu sektörde çalışan sayısız sanatçıyı, ülkemizde yeni başlayan elektronik sporlarda mücadele eden sporcularımızı ve tüm oyuncuları ilgilendirmektedir. Bu çerçevede hazırlandığı iddia edilen bilgisayar oyunları raporunun ve bu raporun hazırlanmasında kaynak alınan verilerin ivedilikle kamuoyuna sunulmasını talep ediyoruz.

Türkiye’de bilgisayar oyunları şu ana kadar yaygın olarak eğitim ve sağlık bilimleri açısından ele alınmış; raporlarda, basında ve ne yazık ki akademik çalışmalarda, özellikle çocuklar üzerindeki etkileri çerçevesinde tek boyutlu bir şekilde indirgemeci bir yaklaşımla tartışılmıştır. Bilgisayar oyunlarını gençlerde asosyal davranışları besleyen, şiddet içeren, bağımlılık yapıcı ürünler kapsamında gören anlayış, yaklaşım olarak sosyolojik olarak eksik ve sonuçları itibariyle hatalıdır. Bilgisayar oyunları “bonzai” türü uyuşturucu bir maddeymiş gibi ele alınamaz. Kamuoyuna yansıyan raporun içeriğine dair maddelerde, bu alandaki güncel uluslararası çalışmaların takip edilmediği rahatlıkla okunabilmektedir.

Bilgisayar oyunlarına dair düzenlemelerin ancak çeşitli oyunlar basına yansıdığında, ihbar edildiğinde, belli oyunlar hedef alınarak keyfi ve gecikmiş bir akıl ile yapılması hukukun genel prensiplerine de aykırıdır. Bu noktada yapılacak düzenlemeler geciktirildikçe ve keyfi bir şekilde belli oyunlara yöneldikçe meşruiyeti de aynı oranda azalacaktır.

Bilgisayar oyunları ifade özgürlüğü kapsamında ele alınmalıdır. Sansürcü bir yaklaşımla oyun kültürü üzerinde yaratılan sınırlama ve baskı kabul edilemez. Yapılacak uygulamalarda en az kısıtlama ilkesi uygulanmalıdır. Çocukların çevrimiçi oyunlara erişimi hususu halihazırda pek çok platformda kendiliğinden olmak üzere, gerektiğinde de bazı uygulamalar sayesinde ebeveyn kontrolünde kısıtlanabilmektedir.

Bu doğrultuda bilgisayar oyunları hakkında hazırlanan raporun açıklanmasını ve Türkiye’de bilgisayar oyunlarına dair alınacak kararlarda rol almak üzere bilimsel, katılımcı, şeffaf ve bağımsız bir anlayış doğrultusunda akademik kurulların oluşturulmasını, yatay ilişkilerle şekillenen sivil inisiyatife yol açılmasını talep ediyoruz.

İlk İmzacılar (İmzacı olmak için iletisim@digratr.org sitesine e-posta atabilirsiniz)

Kemal Akay
Nuri Can Aksoy
Aslı Telli Aydemir
Mutlu Binark
Kürşat Çağıltay
Ufuk Çelikcan
Yavuz Demirbaş
Burak Doğu
Fırat Erdoğmuş
Işık Barış Fidaner
Haşmet Gürçay
Altuğ Işığan
Türkan Karakuş
Emek Barış Kepenek
Erkan Saka
Özge Baydaş Sayılgan
Fasih Sayın
Uğur Serttaş
Sercan Şengün
Tolga Tem
Çetin Tüker
Gülin Terek Ünal
Orçin Uzun
Ceyda Yolgörmez

Reklamlar

altugkeremminecraft
http://www.hurriyetdailynews.com/Default.aspx?pageID=517&nID=79445&NewsCatID=341

http://ekonomi.haberturk.com/teknoloji/haber/1051643-aile-bakanligi-minecraft-yasaklansin

 

Yavuz Kerem Demirbas

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Minecraft’ın yasaklanması gerektiğini düşünüyormuş. Aşağıda bu konuda bir şeyler karaladım.

Oyun araştırmacısı Altuğ Işığan ile beraber uzun saatler 2 kişi beraber ve çok oyunculu olarak sunucularda Minecraft oynamışlığımız var. Ayrıca doktora tezimde öne sürdüğüm “tersinden oyunlaştırma”, yani oyuncuların oyunlaştırma pratikleri konusunda örnek olarak Minecraft’ı ele alarak analiz etmiştim. Ayrıca çevremdeki birkaç çocuğun ebeveynlerini de çocuklarına Minecraft almaları konusunda ikna etmişliğim, alırken zorluk çektiklerinde telefonla “help desk” vazifesi görmüşlüğüm bile var.

Minecraft oyunu oyun mekanikleri ve oyun dünyasının bütünlüğü içinde hiç de bu günümüz dünyasının bir temsili gibi değil. Minecraft’ın konstrüktivist yaklaşımı, oyun nesneleri ve oyun dünyası ile etkileşim var olan pek çok oyundaki satın al, karakter geliştir, seviye atla, altın biriktir, karakterini süsle vs. gibi kalıpların bir düzeyde dışına çıkıyor. Kolektik bir dünya, her şey kullanım değeri (oyunsal değeri) ile var, sanal metalarla ilişki oyun ekonomisinin-piyasanın (mübadelenin) dolayımından çok sınırlı olarak geçiyor, seviye mantığı geçici kalıcı (permanent) bir karakter özelliği değil. Vitrine, özenle sunulan kimlik temsillerine, birikime pek yer yok. Bir World of Warcraft’la (theme-park MMO) karşılaştırınca iki oyun iki farklı ideolojinin ürünü, iki zıt söylem içeriyor gibi geliyor adeta. Sadece sand-box bir oyun olduğu için değil, sand-box oyunlar içinde de Minecraft ayrı bir yere sahip kanımca.

Eğitim sisteminin baştan aşağı yeniden kurulmaya çalışıldığı bir ülkede yeni neslin eğitimlerinin önemli bir bölümünü Minecraft’ta geçirmeleri de pek cazip gelmemiş olabilir 🙂 Oyunun hissettirdiği, düşündürdüğü ve oynattıkları pek öyle günümüz Türkiye’sine uyar cinsten değil. Abartırsam kızmayın lütfen, Minecraft adeta bir sanal Gezi Parkı gibi. İktidar internet, twitter vs. yasaklarken oyun cephesinde Minecraft’ı hedef seçmesi pek manidar.

Şimdi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın şu argümanlarına bir bakalım:

-Oyunun içeriğinde ev, tarla, köprü gibi yapılar oluşturulabildiği için yaratıcılığı geliştirdiği düşünülse de bu yapıların yıkılmaması için diğer mobların (yaratıkların) öldürülmesine gerek duyulmaktadır. Kısacası şiddete dayalı bir oyundur.

Şiddete dayalı oyun görmemiş olsaydık eğer belki bu argümanı yutabilirdik. Ben Minecraft’ta kan imgesi kullanıldığını hatırlamıyorum. Oyunun ESRB kategorisi Everyone, E10+ veya Teen bile değil. ESRB ratignlerini sansürü standartlaştırma olarak görsem de bu konuda daha geride olmamamız gerekir diye düşünüyorum. Oyun pek çok MMO oyunundan farklı olarak öldürme ve şiddet üzerine kurulu değil, üstelik bir de “creative” modunda oynayınca bahsi geçen moblar da olmuyor. Kendim oynamak dışında, Minecraft oynayan 10 yaşlarında bir grubu birkaç saat izlemişliğim var, yaratıklardan çok birlikte yapı kurmayla meşgullerdi. Online olarak oynadığımda da sunucularda benzer şeyler gördüm. Mob’larla ilişki seviye atlamak için mob aramak ve öldürmek şeklinde değil çoğunlukla kendini korumak şeklinde cereyan ediyor.

 

-Oynayan çocukların yaş ve gelişim özellikleri dikkate alındığında, soyut düşünceye sahip olmayan çocukların oyunda yer alan dünyayla gerçek dünyayı ayırt edemedikleri görülmektedir.

Bu argüman artık dünya üzerinden silinse de bir rahatlasak. Soyut düşünceye sahip olmayan iktidar mı, çocuklar mı? Hiç unutmam bir keresinde Entropia Universe’te sokaktaki kör yaşlı adam role play’i yaparken bir oyuncu gelip “madem körsün nasıl chat penceresine yazıyosun” demişti. Yetişkinler noel babaya inanıyormuş taklidi yapıyor diye çocuklar da inanıyor zannetmesinler. Onlar da gelen hediyeler kesilmesin diye inanıyormuş gibi yapıyorlar 🙂 (Slavoj Zizek bir ara takmıştı bu örneğe)

-Oyun yüzünden çocukların, hayvanlara eziyet edebilecekleri, hayvanların hiç acı çekmediğini düşündükleri, şiddet içeren hareketlerde bulundukları, zarar verilen mobların acı çekmeden ölmeleri nedeniyle çocukların, davranışlarının sonuçlarını düşünmeden hareket ettikleri tespit edilmiştir.

Bu iktidar hayvanların gerçekleri konusunda ne yapmış ki sanalına da giriyor. Oyunu geçiyorum Kısırkaya, Pendik hayvan toplama kampları, 5199 nolu hayvanları koruma kanunu, hayvanlar için ötenazi tanımı yapan ICAM konferansına Bakan düzeyinde katılım vs. Oyun, sokak ve hayvan konusunda oyun oynanan, hayvan bakılan bütün boş arazileri otel-alışveriş merkezi vs. ile doldururken, kentsel dönüşümle sokakları oyunsuzlaştırırken ve hayvansızlaştırırken çocuk-oyun-hayvan ilişkisini zaten gerçek hayatta zedeleyenler sanalını bir rahat bıraksın. Validebağ korusu, Gezi parkı gibi oyun alanlarını, 3. köprü ve 3. havalimanı gibi hayvanların doğal yaşama alanlarını talan etmeye bir son versin. Kuzey ormanları bir rahat nefes alsın.

-Çocukların diğer oyuncularla bu oyunu oynayabilmeleri, gerçek dünyada arkadaş edinebilmek için gerekli çabayı göstermemelerine ve sosyal izolasyon nedeniyle daha çok yalnızlaşmalarına neden oluyor.

Çocukların hayatlarında oyun açısından mekansal ve toplumsal bir eksiklik var, Minecraft bu boşluğa oturuyor. Bir neden değil bir sonuç. Çok değil 10-15 yıl önce sokakta daha çok çocuk vardı, Minecraft çıktı diye evlere koşmadılar, sokakta oynamak denen şey tahrip olduğu için apartmanlara kapatıldılar. Kamusal mekanları talan edip, özelleştirip, oyun alanı bırakmayıp sonra sanal oyun mekanlarına yüklenmek pek dürüst durmuyor.

-Birden çok oyuncu tarafından oynanabilmesi, çocuğun tanımadığı kişilerle iletişim kurmasına ve sosyal risklere, istismar edilmesine yol açabilir.

Yasaklayıcı, kapatıcı zihniyete bir örnek argüman daha. Tanımadığımız kişilerle iletişim kurmayalım, gerçek deneyim imkanı olmasın, peki nasıl toplum denen şey varolacak? Cemaat olarak mı yaşamak zorundayız? Haberleri hatırlayalım, Pozantı cezaevinde devlet en katı haliyle var ama çocuk istismarı da pekala varolabiliyor. Orda çocukları adli suçlularla yan yana koyan anlayış, sanal alemde çocuk istismarından bahsediyor, gülünç.

 

Minecraft, eğitim amacıyla da kullanılan, başarılı ve güzel bir oyun. Yaratıcılığı körüklüyor, ihtiyaç duyulan “oyun bahçesi”ni sanal olarak sağlıyor. O oyun bahçelerini talan etmeyi bırakana, yenilerini sunmaya başlayana kadar iktidarın bu alana el atmaması en iyisi.

“Minecraft yaşağını durdurun!” #direnminecraft