Arkadaşlar

Yayınlandı: Mart 7, 2016 kafaayari tarafından Yazılar içinde
Etiketler:

arkadaslar

Emek ve Deniz imrenilecek bir ikili. İlişkilerinin farklılığını açıklamak için size sayısız şey söyleyebilirim. Ama tereddüt ediyorum doğrusu. Çünkü ilişkilerini anlamak kadar anlatmak da zor. Öyle bir birliktelik ki bu, sımsıkı örülmüş. Sabırla, ilmek ilmek çözmek tek çıkar yol.

Emek postyapısalcı eleştirinin duyarlılığında bir Marksist, Deniz de benzer şekilde feminizmin iç tartışmalarına aşina bir kadın kurtuluş mücadelesi savunucusu. Özel alanları politik, politik alanları eşitlikçi, tartışmaları da uzlaşmaları da üretken ve tutkulu.

İkisini de üniversitede tanıdım. Öğrenci hareketi içindeydiler. Ama onları fabrika önlerinde, mahalle çalışmasında, sayısız yürüyüşte de görebilirdiniz. Çatışmalarda Deniz pek bulunmazdı, savunma amacıyla da olsa devrimci şiddetle ilgili farklı görüşleri vardı. 8 Mart’lara da Emek gitmezdi. Bunun dışında nerede bir haksızlık varsa ikisi de oradaydılar.

Mezun olduktan sonra ikisi de çalışmaya başladı. Emek sendikal mücadeleye girerken, Deniz sendika ve kadın grupları içinde, ikincisine daha çok vakit ayırarak, bulunmayı tercih etti. İkisi de kariyerlerinde ilerlediler ve iyi işlerde iyi maaşlarla çalışmaya başladılar.

Birlikte eve çıktıklarında tercihlerini güvenli ve konforlu bir yaşam kurabilecekleri bir mahalleden yana yaptılar. İkisinin de ailesi yoksul değildi, ihtiyaç olduğunda çocuklarına destek olurlardı. Böylece özenilecek bir evi beraber, kısmen de destek alarak kurdular.

Evlenmeye karar verdiklerinde arkadaş çevreleri bunu coşkuyla karşıladı. Devrimci bir birlikteliği devrimci bir evlilikle taçlandıran bu iki mücadele insanı sanki birbirleri için yaratılmıştı. Epeydir birlikteydiler, aynı evi de paylaşıyorlardı, evlilik aslında bir formaliteden, bir imzadan ibaretti ama yine de evlenmek istediler aşklarının doğal bir sonucu olarak.

Nişanlarında sol yumrukları göğe yükselmişti. Düğün fotoğrafçısı onları mitik birer isyancı figürü olarak resmetti fotoğraflarında. Nikah davetiyesinde evliliklerini sloganlaştırdılar devrimci simgelerle birlikte, internetten de duyurdular dosta düşmana. Nikahta sendikacı dostlar pankart açarak selamladılar onları. Takı keseleri de doldu taştı. Nikah şekerlerinden biri orak-çekiç diğeri ise femina işaretiydi. Düğün yapmadılar elbette, geleneksel kodlara karşıydılar. Nikah sonrası içkili bir mekanda buluştular dostlarıyla, aile yemeğinden sonra. Halaydan Rock’a, horondan “Ankara’nın Bağları”na vur patlasın çal oynasın hem içtiler hem dans ettiler, yorulunca oturup siyasi tartışmalara giriştiler. Sosyalist ve feminist arkadaş çevrelerinden dostları arasında yeni yeni aşklar filizlendi o gece.

Ev yaşamları tam anlamıyla eşitlikçiydi, evin bütün işlerini ortaklaşa yapıyorlardı. Son model televizyonu, üçlü ve ikili kanepeleri ve koltukları, vitrinli dolapları, ahşap yemek masası ve sandalyeleri, en büyük boy yatağı, reprodüksiyon tabloları, beyaz eşyayı, halıları ve diğer türlü çeşit dekoratif eşyayı beraber aldılar, beraber kurdular, yerleştirdiler ve baktılar. Bulaşıkta, çamaşırda, temizlikte, ütüde, alışverişte,  yemekte birlikte emek verdiler.

Alışveriş yaparken çok özenli davranıyorlardı. Küresel şirketlerin ağır sömürü koşullarıyla üretilmiş ürünleri yerine yerel üretimleri, ekolojik ürünleri tercih ettiler hep. Adil tüketim meselesine de kafa yormuşlardı, alternatif dağıtım kanallarına da. Zeytin yağı nereden alınır, hangi marka köy yumurtası daha sağlıklıdır takip ediyorlardı. Giyim kuşamları sade ama şıktı. İş yaşamının gereği Gap veya H&M’den alıyorlardı giysilerini.

Bir de tabii araba alma ihtiyacı geldi çattı. İşe falan giderken gerekiyordu zaten. Hem tatillerde de kullanırlardı. Almakla almamak arasında gidip geldiler bir süre. Sonunda ortalama bir aile otomobilinde, Fiat’ta karar kıldılar. Faizler düşük diye Yapı Kredi’den araç kredisi çekip aldılar beraber. İkisinin de ehliyeti vardı zaten, ortaklaşa kullandılar.

Tatil demişken, emekçi herkes gibi onlarında tatile ihtiyacı vardı. Tatillerine, bir yeniden üretim faaliyetinin ötesine taşıyıp politik bir anlam kazandırdılar. Feminist ve sosyalist arkadaşlarıyla yaz kamplarına katıldılar, tekne ile açılıp filozofça tartıştılar, şarap kadehleriyle aşkları yakamozla, dolunayla bir olup yükseldi. Toplumsal cinsiyet ile sınıflı toplum tartışmaları mı yoksa beraber yaptıkları mezeler mi daha lezzetliydi karar veremezdiniz.

Oturdukları evde kiracılardı önce. Ev sahibi ihtiyaç duyduğundan satışa çıkaracaktı evi. Bu vesileyle Akbank’tan kredi çekip evi satın aldılar. Çok geçmeden bir yerlerden para bulup, birikmiş paraları ve aile desteğiyle ikinci bir ev aldılar. İkinci evlerini kiraya vereceklerdi ama internetin yeni kiralama olanaklarıyla Airbnb gibi sitelerden günlük mü kiraya verseler yoksa aylık mı karar veremediler bir türlü. Hangisinin daha karlı olacağı, daha az yorulacakları, daha az para harcayacakları sorularıyla boğuştular bir süre. Günlük kiralamada karar kıldılar. IKEA’dan döşediler kiralayacakları evi, hem kolay oldu hem de ucuza geldi.

Gezi Parkı’nda işgal başlayınca beraber çadır kurdular. Çadırlarını IKEA’dan alacaklardı ama yakın diye Koçtaş’tan aldılar. Gaz maskelerini Ebay’den sipariş ettiler ama teslimat tarihi geç diye Karaköy’den tam yüz maskesi buldular. İşten dolayı Gezi Parkı’nda çok duramadılar, bir iki gün izin ve hafta sonları ile birlikte kesintili bir katılımları oldu. Yine de çok mutlu oldular, aşkın ve devrimin bu birlikteliği için Gezi’den daha iyi bir yer ve deneyim olamazdı. Bitince yıkıldılar, umutlar başka bahara kalmıştı.

Deniz’in ve Emek’in birbirlerinden başka sevgilileri de olmaya başladı. İlişkilerinde bir cinsel devrim gerçekleşiyordu. Ama başlangıçta birbirlerine söylemeden, kendi başlarına, zira bu deneyimi oldukça ciddiye alıyorlardı. Sonra zamanı geldi açıldılar. Emek, durumu aşk ve mülkiyet temelinde açımlayarak, Deniz de benzer bir eksende monogami ve poligami tartışmasını tüketerek devrimci bir ortak paydada buluştular. Evlilikleri ve aşkları açısından değişen bir şey olmadığına karar verdiler. İkisi de bedenlerini farklı hazlara açtı, ama birbirlerine karşı hep dürüst oldular.

Airbnb’den kiraya verdikleri ev oldukça karlı bir yatırımdı, ciddi bir birikim yapmışlardı. Artık yönetici pozisyonlarında oldukları işlerinin getirisini de hesaba katınca kendilerine ait bir mekan açma fikri cazip gelmeye başladı.

O sıralar ben de işsizdim ve cafe işleri konusunda deneyimimden dolayı bu fikirlerini destekledim. Hem eski bir yoldaşları hem de arkadaşları olarak mekanı tek başıma idare edebileceğimi, onların emekçi yaşantılarına devam etmeleri gerektiğini söyledim. Hem benimle birlikte dönüşümlü çalışacak elemanlar da olacaktı.

Böylece uygun bir yer kiralayıp cafemizi açtık. Cafenin her yerine işçilerin, aydınların ve devrimcilerin resimlerini koyduk. Hafta sonları ve hafta içi bazı günler Deniz ve Emek de cafede oluyor. Beraber çalışıp hayatı müşterek eyliyoruz. Deniz ve Emek ile benim aramda bir ayrım yok. Saatlik ücretim yüksek, işyerimde ayrımcılık yok, hepimiz sendikalıyız.

Deniz ve Emek’e çok imreniyorum, keşke benim de böyle bir ilişkim olsa diyorum. 8 Mart’larda bana “gelme” demesine gerek kalmazdı, zaten gitmezdim. Evde oturur ev işi yaparım derdim, ama öyle bir vaktim olur mu bilmiyorum. Hiç olmadı Twitter’dan destek yazardım, haberleri paylaşırdım.

Benim de sosyalist ve feminist bir birlikteliğim olursa, onlar gibi benim de bol vaktim, imkanım olur. Bir gün kendi cafemi açarsam, Gezi isyanı yeniden olduğunda başından sonuna katılırım. Evlenirsek bizim düğünümüzde kara-kızıl ve mor-yeşil davetiyeler olsun isterim, bizimkisi belki anarko-sosyalist ve ekofeminist bir evlilik olur. Hepsine varım, yeter ki oportunist-revizyonist bir evlilik olmasın.

Ümit Gündüz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s