Musa’nın Oyunları

Posted: Kasım 19, 2009 by kafaayari in Yazılar
Etiketler:,

KEREM YAVUZ DEMİRBAŞ
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi

Geçtiğimiz günlerde üzücü bir olay sonrasında olayın trajik boyutuna yakışmayacak şekilde bilgisayar oyunları ve oyuncuları ile ilgili yüzeysel yaklaşımlar bir kez daha gündeme geldi. 13 yaşındaki Erzurumlu genç Musa Kang’ın öldürülmesi sonrasında medyanın cinayetin gerçek nedenleri, failleri ve toplumsal boyutlarına odaklanmaktan çok, bilgisayar oyunlarına ve dijital kültüre ait bazı muğlak ifadelere başvurması eleştirel bir değerlendirmenin gerekliliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Musa Kang medyada önce hacker olarak lanse edildi. Bilgisayar korsanı anlamına gelen hacker ifadesi genellikle internet sitelerini çökerten, kredi kartı hırsızlığı yapan kişiler için olumsuz anlamlarda kullanılırken bu kez “bilgisayar kurdu” olarak olumlu bir ifadeye dönüştü televizyon kanallarında. Bu ve benzeri ifadelerin ardında Musa’nın nasıl bir yerde, nasıl bir hayat yaşayan bir çocuk olduğu önemini yitirdi.

KAPİTALİZM KENDİNİ ELE VERDİ

Medyanın daha sonra hacker değil de bilgisayar konusunda yetenekli olduğunda anlaştığı Musa’nın, internette Metin 2 adlı oyunu oynamasıyla ilişkili olarak öldürüldüğü iddiası ortaya atıldı. İddiaya göre, Musa oyunda geliştirdiği sanal karakterleri satıyor veya başkalarının karakterlerini çalıyormuş.

Her ne kadar cinayet başka nedenlerle işlenmiş olsa da, medyada başlatılan tartışmayı düşünerek, sanal nesnelerin, karakterlerin piyasada değişime tabi olduğu gibi şimdi de cinayet nedeni olabilmesi olgusu üzerinde durmak zorundayız. Alıp sattığımız gerçek nesnelerin değerini karşıladığını düşündüğümüz üstü baskılı bir kağıt parçası olan “para” ne kadar toplumsal bir gerçekliğe sahipse ve cinayetlere neden oluyorsa, düne kadar, sanal dünyaya ait görünen eşyalar ve oyun karakterleri de mübadeleye konu olur olmaz gerçek cinayetler ihtimal dahiline giriyor. Böylece aslında kapitalizmin ve onun ideolojisinin kendini ele verdiği anlardan biri daha trajik bir kırılma anı ile ekranlardan bize yansıyor.

‘DOĞRU YAŞAMIN PROVALARI’

Adorno’nun Minima Moralia’sından çocukların dünyasına baktığı bir pasaj bize bir şeyler gösterebilir: “Oyunların gerçekdışılığı gerçekliğin de henüz gerçek olmadığının işaretidir. Doğru yaşamın bilinçsiz provalarıdır oyunlar.”

Bütün bu görüntü kirliliği ve ekranlardan duyulan bulanık ifadelerin arkasında bir çocuğun dünyasını dikkate almak zorundayız. Musa’nın bir daha asla giremeyeceği oyun bahçesinde sanal da olsa belki türlü oyuncaklar, kahramanlar ve onların öyküleri, sihirli iksirler ve masallara ait güzel ve çocuksu başka şeyler de vardı, Adorno’ya göre “doğru yaşamın provaları” çocukların bu dolaysız oynama halinde gizli. Oynadıkları ister gerçek oyuncaklar olsun ister bilgisayar oyunlarının sanal dünyalarındaki oyuncaklar.

Musa oyunlarda sokaklarda ve evinde göremediği sihirli ve güzel dünyayı buluyordu belki. Peki televizyondan izlediğimiz güvenlik kameralarının belli belirsiz görüntülerinde, büyüklerin oyunlarında biz ne buluyoruz? Görüntülerde Musa’nın katili yağmurluk giyiyor diye bir anda yağmurluk giyenleri aramaya başlayanları, sokağa taşıp linç peşine düşenleri düşününce Adorno’nun cümlesinin ilk bölümünü tekrar değerlendirmeden edemiyor insan. Musa’nın oynadığı oyunların “gerçekdışılığı” bize biraz da gerçeklik dediğimiz olayların kurgusal yönünü ve değişme-dönüşme ihtimalini düşündürmüyor mu?

MASALDAN ZİYADE KÂBUS

Musa’nınkinden farklı olarak büyüklerin bir taraftan linç ve cinnet yüklü, diğer taraftan her şeyi ticarete konu eden kurgulanmış dünyası masallardan çok kabusları andırıyor. Üstelik o dünyada oynanan oyunların kuralları Musa’nın oynadığı sokakları ve oyuncaklarını elinden aldığı gibi bilgisayar oyunlarının sanal karakterlerini bile ticaret konusu yaparak bunların mülkiyeti yüzünden cinayet olaylarının gerçekleşmesinin önünü açıyor. Oyun piyasasının görünmez eli, Musa’nın oyunlarındaki sanal ejderhalara gerçek bir ticari değer yüklediğinde, o ejderhalar sanki gerçek canavarlarmış gibi ekrandan fırlayıp yan sokağımızda masum bir çocuğun üstüne çöküyor.

Bu yazı ilk olarak Birgün Gazetesi’nde 17 Kasım tarihinde yayınlanmıştır.

Yorumlar
  1. uğur diyor ki:

    vaybee teşk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s