Oku, izle, oyna: Merhaba transmedya!

Posted: Ekim 28, 2009 by kafaayari in Yazılar
Etiketler:, ,

Tonguc İbrahim Sezen – Georgia Institute of Technology / İstanbul Üniversitesi

Video oyunu satan bir mağazaya gittiğinizde eğer çok dikkatli bakmazsanız bir an rafları yerleştiren satıcıların hata yaptığını ve film bölümünde durmasi gereken kimi ürünleri video oyunları bölümüne koyduklarını düşünebilirsiniz. Oysa gördükleriniz aynı isimli sinema filmlerinin ve hatta televizyon dizilerinin video oyunu uyarlamalarıdır. Bu uyarlamaların her gün sayıları artsa da video oyunu oyuncuları arasında yaygın bir kanı  vardır; filmlerden uyarlanan video oyunları genellikle kötü olurlar. Bu görüşü pek çok oyun eleştirmeni de destekler; onlara göre bu tür video oyunları genellikle yarım kalmış, basit ve yavan bir deneyim sunarlar. Ancak pazarlama stratejilerinin ve markalaşmanın bir sonucu olarak uyarlamalardan kaçış da yoktur. Üreticiler sinema perdesinde büyük bir hazla izlediğimiz karakterleri kontrol edebilme ve yaşadıkları dünyada sanal da olsa dolaşabilme fikrinin çekiciliğine kapılacağımızı bilirler. “Kahraman şimdi sensin!” sloganı pek çoğumuzu çekebilecek sihirli bir cümle haline gelir, eğer izlediğimiz filmden zevk almışsak.

Bizleri memnun eden bir öyküye dayalı bir oyundan neden memnun kalmayız? Okuduğumuz kimi kitapların sinema uyarlamalarından neden zevk almıyor isek işte ondan. Kitap, sinema filmi veya video oyunu gibi farklı ortamların her birinin bize bilgi verme biçimi farklıdır. Bir kitabı okurken karakterlerin düşünceleri ile başbaşa kalabiliriz, bir sinema filminde ise yaptıklarını görürüz, video oyununda ise biz onların yerine yaparız. Video oyunlarından aldığımız temel haz işte bu yapmaktan aldığımız hazdır. Video oyunlarının kurallarla belirlenmiş yapısı içinde bilinçli veya bilinçsız olarak analitik düşünme yeteneğimizi kullanır ve karşılaştığımız problemleri çözeriz. Bu, okuma veya izlemeden farklı bir dil demektir ve okuduğumuz veya izlediğimiz şeyler bu dile her zaman tercüme edilemeyebilir.

Uyarlamaların başka sorunları da vardır elbette; izlediğimizi yapmaktan her zaman hoşlanmayız. Perdedeki kahramana “O kapıyı açma!” derken uyarlama oyunda aynı kapıyı açmaktan başka bir seçeneğimizin olmaması sıkıcı ve bir o kadar da çelişki uyandırıcı bir durumdur. Zira filmden o kapı açıldı ve kahraman o kapının arkasındaki ile yüzyüze geldiği için zevk almışızdır. Ancak video oyunlarının interaktif yapısı içinde başka seceneğimizin olmaması bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. Özetle, hem interaktif ortam içinde oyuncuya özgür bir ortam sunmak hem de etkileyici bir sahneyi aynı şekilde yeniden canlandırmak içinden çıkılmaz bir probleme dönüşebilir.

Yukarıda saydığım sorunlara karşın sinema filmleri veya televizyon dizileri ile bağlantılı tüm video oyunlarının başarısız olduğunu veya olacağını söylemek yanlış olur. Burada “bağlantılı” sözcüğünü bilinçli olarak kullanıyorum. Bir filmin adını, yani markasını taşıyan bir video oyununun o filmin birebir uyarlaması olması gerekmez ve hatta yeni bir üretim modeline göre olmaması tercih edilir. Bu model geçtiğimiz on – onbeş yıl içinde farklı ortamların dijital şemsiye altında toplanmalarının sonucu olarak gelişen “transmedya” (“cross-media” olarak da kullanılır) üretim modelidir. Bu modele göre bir öyküyü başından sonuna dek tek bir ortamda, örneğin tek bir filmde anlatmanız gerekmez. Öykü uygun noktalardan farklı bölümlere ayrılır ve her bir bölüm içeriklerine göre farklı ürünlerde anlatılır. Dahası bir öykü içinde çok sayıda yan öykü barındırıyorsa ve bunların hepsinin tek bir yapım içinde anlatılması mümkün değilse; yan öyküler farklı ürünler ile sunulabilirler. Transmedya üretim modelini başta uyarlama diğer üretim modellerinden ayıran temel özelliğin; başarılı bir transmedya uygulamasının içeriğin tutarlılığını ve farklı ortamların anlatısal avantajlarını baştan göz önünde tutarak içeriği geliştirmesi olduğu söylenebilir. Modeli örneklerle açıklamaya çalışalım:

Bir film çekiyorsunuz veya video oyunu hazırlıyorsunuz. Film gösterime girmeden önce yayınlanan bir kitap baş kahramanın gençliğini ve karakterindeki değişimleri anlatıyor. Böylelikle kitabı okuyan ve onun iç dünyasını tanıyan izleyici kahramanın filmdeki kimi tepkilerini daha iyi anlıyor. Çok sayıda örneği olan bu uygulama yakın dönemde video oyunlarından “Mass Effect” için gerçekleştirilmişti. Bir başka örnek: Bir filmle beraber bir video oyunu piyasaya sürüyorsunuz. Oyun filmin aksiyon sahneleri üzerine kurulu ve filmin kurmaca dünyası içinde paralel bir öykü anlatıyor. Böylelikle oyuncular oyunsal haz alıp filmin dünyasını deneyimlerken film öyküsünün sınırlayıcı etkilerini yaşamıyor. “The Matrix” üçlemesi ile paralel olarak piyasaya sürülen  “Enter the Martix” isimli oyun öyküdeki eksiklikleri tamamlıyordu. Bir diğer örnekte çektiğiniz film yada video oyununu yayınlanmasından bir süre sonra bir çizgi roman yayınlıyorsunuz, görsel olarak filmin dünyasına tanıklık etmiş olan izleyiciler bu dünyanın filmin finalinden sonra ne ile karşılaştığını görüyor. “Dead Space” isimli video oyunu hem bir animasyon filmi hem de çizgi roman ile birlikte piyasaya sürülmüştü. Başka bir örnekte yan karakterlerin öykülerini anlatan ve internet üzerinden dağıtılan kısa filmler ile merak ve ilgiyi ayakta tutuyorsunuz. Tüm bunlarda püf nokta öykünün hangi bölümünün hangi yapımda anlatılacağı konusunda doğru karar vermek. Bu noktada yapılacak hatalar transmedya projelerinin başarısını olumsuz yönde etkileyebilir.

Transmedya üretim modelini; hem video oyunları ve diğer anlatı içeren markalı ürünler için tutarlılığın ve kalitenin artması için olumlu bir başlangıç, hem de tüketimi teşvik eden bir tuzak olarak görmek mümkün. Bir öyküyü anlamak için birden fazla ürün satın almak zorunda olma fikri bütçeniz açısından rahatsız edici elbette. Öte yandan modelin video oyunlarına yakın; ancak okuma alışkanlığı düşük her yaştan oyuncu üzerinde olumlu etkiler yaratacağı da düşünülebilir. Dahası bilinçli bir tüketici ve oyuncu olduktan sonra içine girmekten memnun olduğunuz bir evreni bir kez daha ziyaret etme olasılığını neden reddedesiniz?

Yazının blog’a eklenmesindeki gecikmeden dolayı Tonguç İbrahim Sezen’den özür diliyoruz.

Yorumlar
  1. ragnor diyor ki:

    Sanırım James Cameron’ın yeni filmi Avatar’da böyle bir proje idi, Galiba oyununu Ubisoft çıkaracaktı ama pek takip etmediğim için durum nedir bilemiyorum🙂.

    Çıkan filmin ardından daha fazla para kazanmak için dandik film oyunları yapmalarındansa bu tarz büyük projelere girişmeleri daha güzel bence. Hem bu sayede oyun sektörüde daha büyük, daha olgun projelere kavuşmuş olur.

  2. emre diyor ki:

    ogz’de bi haber vardı, birileri bizim gibi merak etmiş ve bu dandirik video film video oyunlarını kim alıyo demiş. en çok satış uzak doğu ülkeleri, zenginler ve casual tipi oyuncular alıyormuş, şöyle bi yorum vardı, yani bu oyunları satın almak için çekik gözlü, zengin ve oyunlardan zerre anlamamanız gerekiyor🙂
    iyi uyarlamalar da yok değil aslında ama:
    batman: arkham asylum, wolverine’s revenge, avatar da fena not almadı… aklıma gelen 3 örnek tabi devede kulak kalıyor.

  3. serdar diyor ki:

    teşekkürler hocam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s