“Milli” Video Oyunu Sanayi: Yeni Ağlatan Oyun Mu?

Posted: Temmuz 19, 2009 by altug isigan in Yazılar
Etiketler:,
"Ata sporu varken Atari'ye ne gerek var?" sesleri yakında yükselir mi?

'Milli' video oyunu tartışmalarında "Ata sporu varken Atari'ye ne gerek var?" diyen çıkarsa şaşırmayın, kündeye getirilebilirsiniz.

Bundan birkaç sene önce “yerli filmler desteklensin ki ulusal sinemamız kalkınsın” şeklindeki bir çağrıya şöyle bir karşılık verildiğini anımsıyorum:  İzleyici için gerçekten fark eder mi? Seni yerli şirketler sömürmüş  ya da yabancı şirketler; sömürüldükten sonra gerçekten birini öbürüne tercih etmenin bir anlamı var mı? “Yabancıya gitmesin hiç olmazsa” mantığının -sınıfsal konumdan bakacak olursak- ciddiye alınacak bir tarafı var mı? Öte yandan bu alanda çalışanların örneğin sendikal haklara kavuşmasına, yani “kendi milletinden” olana arka çıkmaya gelince yerli şirketler daha mı istekli davranıyor yabancı şirketlerden? Toplumlarındaki daha çeşitli zevk ve beklentilere hitap etmeye yönelen –yani halk gibi muğlak ve içi boş bir kavram yerine “kamu”yu en geniş anlamda, tüm çeşitliliği içinde kavrayan bir kamu hizmeti anlayışını sahiplenen–  bir film endüstrisi var mı ki, kendi AR-GE’lerine yaptırmaları gereken çalışmaları kamu kuruluşlarının bütçeleri ile çalışan akademisyenlerce yapılmasını istesinler. Niye herkes bu endustri kalkınsın diye çırpınsın ki? Herşeyin şirket sahipleri için olduğu bu ödev ahlakı içine neden hapsedelim kendimizi izleyiciler ya da akademisyenler olarak?

Bu yaklaşım çok acımasız ya da duygusuz görünmekle birlikte haksız değil. Bir endüstriye yardım etmek, onu kalkındırmak gerçekten bizim işimiz mi? Sevmediğimiz şeyleri mi alalım? Bir tane kendimiz için aldıysak, bir tane de endüstrinin hatırına mı alalım? Hem sonra senelerini kendi çocukları gibi sevdikleri bir Türk sinemasını “adam etme” çabasıyla geçiren araştırmacı ve bilim adamı görmedik mi? Sancılı yılların ardından “en iyisi bu sinema ölsün, batsın, yok olsun” diyerek bu çocuklarını evlatlıktan reddetme noktasına gelmediler mi? O kadar sevdiler ki, sonunda yokolmasını dilediler.

Şimdi video oyunları için de böyle bir sevgi seli kapıya dayanmış, herkesi önüne katmayı bekliyor.

 Oyun, Halk, Bilim, Sermaye, Devlet

Bahsettiğimiz bu sevgi seli akacağı yatağı yoklamaya girişti bile. Gelecekteki bir ağlatan oyunun kavramları da dolaşıma girdi girecek. Biraz dikkatle bakan biri, sinema çalışmalarındaki bilim yapma  tarzının bir benzerinin oyun araştırmalarında da karşımıza çıktığını söyleyecektir. Örneğin oyun yapımcılığının bizde çok geç ve dengesiz geliştiğinden, birşeyler yapıldıysa da arkasının gelmediğinden yakınılıyor. Tıpkı sinemadaki gibi kalkınmacı bir ideolojiye dayalı bir geri-kalmışlık anlatısının alana yaklaşımın tonunu belirleyeceğini seziyoruz.

Öte yandan yeni yeni oluşan sektörün sorunlarına koşan, ona yardımcı ve aracı olmaya çalışan empatik-eleştirel bir akademik konum da filizleniyor. Bu empatik-eleştirel anlayış, bilim-insanı rollerinde bir bölünme de beraberinde getiriyor ve ileride nefret ve bağrına basma arasında gidip gelecek olan bir sarkacı salınmaya koyuyor: Bir yandan korporatist bir düşünceye (hepimiz Türk oyun geliştiricileri ailesinin fertleriyiz) uyup ödev ahlakıyla üreticilerin sorunlarını çözmeye yöneliyor, onları çabaları için övüyoruz; diğer yandan da akademik duruşun bir gereği olarak bu popüler kültür ürünlerine ve onların üreticilerine olan eleştirel mesafeye de vurgu yapmak zorunluluğunu hissediyoruz. Diğer bir deyişle, bu endüstrinin ne tam yanında olabiliyoruz, ne de onu tam karşımıza alabiliyoruz.

Türk sineması araştırmalarının izlediği yolu şöyle bir hatırlarsak, uç aşağı beş yukarı Türk oyun araştırmalarının gelecekteki eğilimlerini de kestirebiliriz: “ilklerimizi” bulma çabası; neyin “yerli” neyin “yabancı” sayılacağı tartışmaları (Örneğin Almanya’daki Crytek şirketinin sahipleri Türk olduğu için ürettikleri ve dünya çapında dağıtıma sokulan oyunları “Türk” oyunu mu, değil mi?); daha uzak bir gelecekte ilk gerçek yaratıcı-oyun tasarımcımızın (Auteur’ümüzün) kim olduğu ve böyle birinin henüz çıkıp çıkmadığı tartışması; yerli endüstrinin neden kendi ekollerini yaratamadığı, ve neden politik-eğitici-sosyal konulara duyarlı oyunlar yapmadığı; bu oyun yapımcılarının açgözlülüğünün ve cehaletinin önüne nasıl geçileceği; bu düşük kaliteli oyuncu kitlesi olduğu sürece bu işlerin düzelemeyeceği, “bu topraklardan” dünya çapında bir oyunun çıkıp çıkmayacağı vs.  

Teorinin bu “Yeşilçam klişeleri” karşısında bizi ancak endüstrinin çıkarları ile özdeşleşmekten kaçınan talepkar bir oyuncu konumu ya da kalkınma mühendisliğine soyunmayan bir akademisyen konumu almak kurtarabilir gibi görünüyor.

Kaldı geriye şu öbür mesele: Devlet. Bütün bu metodolojik eksiklikler ve kafa karışıklığının ortasında, devlet vakit kaybetmeden denetim mekanizmalarını örgütlemiş olacak. Bir de askeri amaçlı projeleri önemseyecektir. Esas soru şu: Onun dışında ne yapacak? Muhtemelen hiçbirşey. Devleti herşeye karışıyor sanmakla birlike onun en deneyimli olduğu şeylerden bir tanesinin de karışmamak, işleri oluruna bırakmak olduğunu unutmayalım. Birşey kendiliğinden aynı kalıyorsa, karışmaya ne gerek var? Bunun üstüne bir de oyun yapımcılarını,  akademisyenleri ve oyun eleştirmenlerini bir araya getirdim ve onlara sorunlarını tartıştırdım diyebiliyorsan, ne ala.

Not: Bu yazı Birgün gazetesinin 19 Temmuz 2009 tarihli Pazar ekinde yayınlanmıştır.

Yorumlar
  1. […] article  “‘National’ Video Game Industry: The New Crying Game?” I write about the similarities in ’national’ film research and the new emerging video […]

  2. […] ilgili daha deteylı bilgi için şuraya bakabilirsiniz. (3)Bu durumla ilgili güzel bir eleştiri yazısı. (4)Konuyla ilgili şöyle bir yazı var. Ayrıca bağımsız oyunlarla ilgili çeşit çeşit […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s