Farklı Bir Oyun, Dertli Bir Oyun: Madrid

Yayınlandı: Ocak 16, 2008 kafaayari tarafından Yazılar içinde
Etiketler:, , , , , , , ,

Madrid, Gonzalo Frasca’nın Newsgames olarak adlandırılan tür içinde tasarladığı birkaç oyundan biri. Konu olarak 11 Eylül sonrası dönemde Madrid’de gerçekleşen bombalı saldırıyı merkeze alıyor. Fakat gelişen olaylar içinde rol alan bir karakteri yönlendirmek yerine, olaydan sonra bir eylem içinde buluyoruz kendimizi. Bir yas veya anma sahnesi gibi de düşünebiliriz, yiten birinin ardından onun hatırasına bırakılan çiçeklerin etrafında toplanmış bir kalabalık gibi duruyor sahnedekiler. Fakat ellerindeki mumlar, yüz ifadeleri, giydikleri kendi şehirlerini sevdiklerini belirten t-shirtler(I love Tokyo, I love Madrid, Badhdad…) bunun bir kaybın anmasından eyleme dönüşen bir vakanın temsili olduğunu düşündürüyor; tıpkı Hrant Dink’in ölümünün ardından yapılan 200 bin kişilik sessiz yürüyüşün eyleme dönüşen atmosferi gibi.

Her şehir için bir mum var sahnedekilerin ellerinde, kendi şehirleri için. Oyuncu olarak sizden mumlara tıklamanız bekleniyor, bunu başlangıçta bazı mumların daha gür bazılarının da daha cılız yanmasından anlıyoruz. Siz bir sadece şehrin mumuna, mesela kendi şehrinizinkine(gerçi Türkiye’den bir şehir yok) tıklayarak oyunu kazanamazsınız. Öyleyse bütün mumlar birlikte yanmalı. Mumların alevi farenizle tıkladıkça gürleşiyor, bırakınca rüzgarla cılızlaşıyor. Mumların hepsini gür bir şekilde yakmak için ekranda mumlara tıklayıp duruyorsunuz, bir gösterge bütün mumların yarattığı aydınlığı gösteriyor. Fakat mumların toplam ışığı çizgisel bir fonksiyon ile arttığından ve mumlar arasındaki mesafe kısa olmadığından ne kadar zorlarsanız zorlayın bir süre sonra sizin tıklamanızın yarattığı toplamla rüzgarın etkisi dengeleniyor. Göstergenin oyunu kazanmanız için gereken limitini aşamıyorsunuz, oyunu kazanamıyorsunuz. Göstergenin yarattığı beklenti ile oynuyor Frasca, oyuncunun kazanmak için giriştiği eylem ve sonucunu kullanıyor oyunun dilini kurarken.

 

September 12th

Bu göstergeyi ve oyunu değerlendirirken şöyle mi demeliyiz: Kalabalığın elindeki mumların toplam alevi tek tek bütün mumların alevinin toplamıdır ve eğer mumlar umudu, değişimi ve barışı temsil ediyorsa, oyuncunun payına düşen bu uğurda onurlu bir yenilgi midir? Önemli olan kazanmak değil mücadele etmektir mesajı mı çıkarmalıyız: Hep denedin, hep yenildin, olsun, yine dene, yine yenil, daha iyi yenil! Mücadelenin sürekliliği ve azminin gerekliliği mi vurgulanıyor? Fakat öte yandan toplumsal hareketlerin tarihi bize bir kitlenin örgütlü gücünün tek tek bireylerin güçlerinin toplamından fazlasını getirdiğini göstermektedir. Öyleyse Frasca’nın göstergesi gerçeği temsil etmiyor diyebiliriz. Gösterge çizgisel değil, mesela exponansiyel bir şekilde artmalıydı diye düşünebiliriz. Öte yandan tek kişilik bir oyunla karşı karşıyayız. Yani oyuna internet aracılığıyla bağlanıp bizimle birlikte mumlara tıklayacak bir oyuncu daha yok. O zaman oyun sadece bizim çabamızı temsil ediyor olabilir ve bu haliyle gerçekçi olduğu söylenebilir. Tek başımıza bunun üstesinden gelemeyiz. Tek başımıza mumların hepsinin gür bir şekilde yanmasını sağlayamayız. Başka oyunculara da ihtiyacımız var. Tek kişilik(single player) bir oyun içerisinde bu durum şu 2 şekilde temsil edilebilirdi: Ya basitçe gösterge çizgisel değil exponansiyel artacak. Ya da her bir muma tıkladığımızda o mumu taşıyan kişiye ait ama bilgisayarın onun adına yönlendireceği(yapay zeka ile) bir fare işaretçisi daha belirip bize yardımcı olabilirdi. Bu durumda 1 tıklama 2 işaretçiyle sonlanacak. 2 işaretçinin tıklaması 4 ve devam ederek exponansiyel bir fonksiyon elde edilebilir. Fakat bu durum Hollywoodvari bir mutlu son tablosu yaratıyor, katharsis olarak nitelendirebilir miyiz, boşalım ve rahatlama… Hem de tek başınıza oturduğunuz yerden. Fakat Frasca bunu tercih etmemiş. Bunun yerine bizi oyunun kurgusunu sorgulamaya sürüklüyor. Oyunun verili kurallarına uyarak kazanmamız mümkün değil. Evet bu bir oyun, kitap gibi pasif bir okuma faaliyeti içinde değiliz, sadece yorumlamıyoruz manipüle ediyoruz da. Bu oyuncu olarak bizim konumumuzun tabiatıyla daha üstün bir noktada olduğu fikrini verebilir. Eylem halindeyiz fakat eylemci olduğumuz söylenebilir mi? Oyuncu ve izleyici-okuyucu arasındaki farkların akademik tartışmasını fazla derinleştirmeden, basitçe burada oyuncunun okuyucuyla farkının çok belirginleşemediğini görüyoruz. Farkı yaratan eylem halinde olan oyuncu değil eylemci oyuncu olacaktır. Öyleyse oyunun kurallarını kabul etmeyen, oyuna başka oyuncuları davet eden, katan, tek tek her bilgisayardaki oyunları ortaklaştıran, oyunun kuralını bozan oyuncu kazanabilir. Oyuna dair eleştirel ve eylemci bir yaklaşım geliştirmeden Madrid’i anlamak mümkün gözükmüyor. Bir şekilde Brechtyen bir etki yaratmayı başardığını düşünebiliriz. Frasca’nın oyun üzerine yazılarında Augusto Boal’ın Ezilenlerin Tiyatrosu’nun önemli bir yeri var. Bu oyun da onun teatral oyun kurgularını hatırlatıyor.

Oyuncular oyunu izler ve oyundaki olaylara müdahale ederler. Yeniden kurgular, yeniden oynar, oynatırlar. Sonuçta sosyal veya kişisel bir problem, ezilenin neden ezildiğine dair tekrar eden çözümleme ve sahneleme süreçleriyle irdelenir. Bir kazananın, bir sonucun olmasından çok tartışmanın sürmesi ve verimli olması esastır. Bu ezilenlerin pedagojisinin tiyatroya yansımasıdır. İnsanın kendini, kendi yaşamındaki sorunları etrafında, kendi gibi başka katılımcıların yardımıyla eğittiği bir pedagoji. Bunun tiyatrodaki karşılığı katılımcı bir sanat anlayışıdır. İzleyicinin sanatçıya, oyunu sahneleyene dönüştüğü pasif değil aktif bir anlayış.

Bilgisayar oyunları bunun araçlarını sunsa da, bu anlayışı kendiliğinden kazandırmaz. Bu yanlışa düşen pek çok yazar, düşünür var. Bazıları içinse oyun sadece nötr bir araçtır, içinde türlü şeyler yapılabilecek bir sanal gerçeklik veya simülasyon. Frasca’nın oyun anlayışında bunun çok doğru olmadığını görüyoruz. Madrid anlamca nötr bir araç değildir; bir şeyler sunuyor, ifade ediyor, eleştiriyor. Bu haliyle ona gerçek veya simülasyon deyip işin içinden çıkamayız. Başka herhangi bir ana akım oyundan farklı olarak basitçe rol almanın kendisinin de pasif bir durum olduğunu göstererek ilk anlayışı da boşa çıkarıyor. Eylemciye(activist) dönüşmeyen eyleyen(actor) de okuyucu gibi pasif konumdadır.

Bu durum oyuncu-okuyucu ikiliğini geçersiz kılarken, yazar-okuyucu ikiliğine de farklı bir yaklaşım sunuyor. Yazar veya yönetmen(author) için getirilen bazı eleştiriler okuyucuya(izleyiciye veya oyuncuya) övgüler düzerken, oyun araştırmaları alanında bu yaklaşımlar okuyucuyu anlam üretiminin merkezine koymanın ötesinde, oyuncuyu tasarımcının(designer) koltuğuna oturttular.

Bu yaklaşım temelde doğru olmakla birlikte eksiktir. Çünkü oyuncu ve tasarımcının konumundan gayrı bir yer daha vardır ki onu basitçe yapıtın kendi içsel işleyişiyle ele alamayız. Bu konum katıksız sanatsal üretimin, anlam üretiminin teorik düzleminden ziyade oyunun katılımcısının(ister oyunun üreticisi ister de oyuncusu olsun) somut gerçekliğiyle kurduğu eleştirel ilişkidir. Oyun formunu tartışırken sanat içinde gerçeklik, toplum, tarih, teori ve pratik üzerine yapılan tartışmaları esgeçmek, sonuçta bizi mükemmel görünen bir ilüzyona sürükler: artık herkesin oyundaki anlamın üreticisi olduğu ilüzyonu. Halbuki özellikle fotoğraf ve sinemadan sonra gerçeklik-sanat ilişkisi üzerine gelişen literatür bize göstermektedir ki salt estetik form veya sanat yapıtının olanakları, toplumsal gerçekliğin eleştirisini merkeze almadan, ne izleyici ne de tasarımcıyı(yazar veya yönetmeni) özgürleştirici bir rol oynayamaz. Yapıtın tüketicisinden üreticisine dönüşen oyuncunun konum değişimi, onun verili toplumsal gerçekliği yeniden üretmesiyle de son bulabilir. İşte bu yüzden özellikle oyun araştırmalarındaki oyuncunun bu rütbe artışı sözde bir yükselmedir. Gerçek özgürleşme ise yapıtı ve yaşamı eyleme dönüştürmektir.

Reklamlar
yorum
  1. semanur dedi ki:

    bu ne ben bir şey anlamadım

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s