Mart, 2007 için arşiv

Bilgisayar Oyunlarında Senaryo

Yayınlandı: Mart 16, 2007 kafaayari tarafından Yazılar içinde
Etiketler:, , , , , , ,

Monkey Island

Bilgisayar oyunu ile yazılı bir metnin ilişkisine çoğunlukla özel bir önem atfedilmiyor. Kart oyunları, spor oyunları, reflekslere dayanan basit nişancılık oyunları, masa üstü oyunları ve türlü zeka oyunları senaryo olmaksızın oyun niteliklerinden bir şey kaybetmeyeceklerdir elbette. Fakat tür mantığı içinde yaklaşarak ve senaryoyu-kurguyu tekil örneklere hapsederek bilgisayar oyunu senaryo ilişkisini zayıf bir bağ olarak görmek büyük bir hata olacaktır.

(daha&helliip;)

Simulasyon, sanallık ve kurgu

Yayınlandı: Mart 6, 2007 kafaayari tarafından Yazılar içinde
Etiketler:, , ,

Simulasyon ve sanal(virtual) arasında bir ilişki olduğu gerçek ama bu ilişkinin ne yönde, nasıl olduğu konusu tartışmalı. Varolan bütün bilgisayar oyunlarını simulasyon olarak görmek oyun tarihini yetersizden mükemmele ilerleyen bir çizgiye indirgemek anlamına gelmiyor mu? Örneğin Monkey Island serisinin ilk oyunları iki boyutlu etkileşimli bir çizgi film olarak görülemez ama bunları simulasyon olarak nitelendirmek de doğru olmayacaktır. Ortada bir kurgulanmış bir senaryo vardır. Bu senaryoya uygun olarak sanal ortamda görsel ve işitsel malzeme birleştirilmiştir. Bu senaryoda bazı noktalar belli seçenekler ve koşullarla birbirlerine bağlanmış ve bu da program olarak kodlanmıştır.

Karakterler, senaryo ve olaylar üzerine saatlerce konuşulabilir. Oyunu oynamak için durup bir düşünmek, olayları değerlendirmek, karakterin muzipliğini biraz da yaşamak gerekir. Bu haliyle Monkey Island serisinin yapısıyla bir FPS(First Person Shooter) oyununun yapısı çok farklıdır. 

(daha&helliip;)

Neden Kafa Ayarı gerekiyor?

Yayınlandı: Mart 4, 2007 kafaayari tarafından Yazılar içinde
Etiketler:

Oyun yazılarının hepsi birbirine benziyor. Oyun tanıtımları veya incelemeleri çoğu popüler oyun dergisinde basit ticari ürün tanıtımları gibi yer alıyor. Oyunlar puanlanıyor, oyunlar birbiriyle kıyaslanıyor, oyuna basit bir teknik cihaz gibi bakılıyor. Araba gibi teknik özellikleri üzerine konuşuluyor, oyunların tarihsel gelişimi oyun teknolojisinin ilerlemesine indirgeniyor. Oyunun öyküsü çoğunlukla ikinci planda düşünülüyor, öyküden anlama, anlamdan tarihe, ideolojiye veya sanata geçilemiyor. Oyuncu ile oyun arasındaki ilişkiye eleştirel bir dille yaklaşılmıyor. Bu ilişki çoğunlukla bir yazılım motoruyla onu öğrenen kullanıcı arasındaki ilişki olarak görülüyor. Oyunun müsabaka anlamının, mücadele anlamının, bulmaca ve eğlence anlamının yanına kültürel ve sanatsal yansımaları eklenmiyor.

Bu yüzden oyun araştırmalarına ihtiyaç var. Oyun bilimine, oyun sanatına ve oyun teorisine ihtiyaç var. Oyuna eleştirel bir yaklaşım için hepimizin “kafa ayarı” yapması gerekiyor!